AA
Türk Kızılayı Çapa Kan Merkezi'nin
Güngören'de meydana gelen patlamaların ardından, ihtiyaç duyulan kanları
yaralıların tedavi gördüğü hastanelere sevk ettiği bildirildi.
Türk Kızılayı'ndan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Güngören'de meydana gelen patlamanın ardından Türk Kızılayı Çapa Kan
Merkezi, yaralıların kan ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçti.
Bölgedeki hastanelerle temas kuran Çapa Kan Merkezi ihtiyaç duyulan
kanları hastanelere sevk etti. Kızılay ayrıca patlama bölgesine,
bünyesinde bulunan tıp merkezlerinden ambulans sevk ederken, Marmara
Afet Müdahale ve Lojistik Merkezi de ortaya çıkacak ihtiyaçlar için
hazırlıklarına başladı."
17 kişi hayatını kaybetti, 154 kişi hastanelerde
17 kişinin hayatını kaybettiği patlamalarda şu ana kadar 154 kişi hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.
Yaralıların,
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Haseki Eğitim ve
Araştırma Hastanesi, İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Hastanesi, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, İstanbul
Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Özel İstanbul İlgi Hastanesi, Vakıf
Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındığı
kaydedildi.

Hayatlarını kaybedenler
Patlamada
Aleyna Çelik (4), Murat Ağca (13), Perihan Durmuşoğlu, Yavuz Öztürk
(26), Abdullah Güler (63), Servet Aşan (49), Halit Öge (51), Halil
Makaracı (51), Macide Aydın, Fadime Başkan, Dursun Ali Aydemir, Şeyma
Özkan (12), Hayrettin Güler, Taha Yıldız (5) ve 60 yaşlarındaki bir
kişi hayatını kaybetti.
Emre’nin hocası patlama kurbanı
BAĞCILAR
Galatasaray Futbol Okulu Teknik Sorumlusu Hayrettin Güler kuşlarına yem
almaya giderken patlamada yaşamını yitirdi. Hayrettin Güler’in aynı
zamanda Emre Bölezoğlu’nun Zeytinburnuspor’da da hocalığını yaptığı
belirtildi.

Olayda yaralananlardan ismi tespit edilen diğer kişiler ve bulundukları hastaneler ise şunlar:
Bakırköy
Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Tahir Yıldırım, Uğur
Kılıçarslan, Dilek Karahan, Neriman Güner, Hikmet Ali Erin, Remzi
Tanrıkulu, Buse Hazarlı, Selma Koska, Nurten Süpürgeci, Bekir Demir,
Erdi Kılıçsoy, Süleyman Çamur, Erdal Çelebi, Rahime Güneşgil, Sebiha
Karınca, Ahmet Karınca, Sabriye Karınca, Vedat Karınca, Hayriye Yardım,
Mehmet Turan, Başaran Üstünel, Yılmaz Erinç, Gülsüm Irazlı.

JFK Hospital İstanbul: Furkan Kuru, Enver Menekşeoğlu, Fikriye Çamlıbel.
Güngören Özel İlgi Hastanesi: Muhtar Gelve, Yasin İnceyılmaz, İbrahim Aykut, Gülşah Keçeci, Samet Algül, İrfan Fırat.
International Hospital: Bedir Onur Dağdeviren.
Güngören'deki Özel Kolan Hastanesi: Ramazan Kırıktaş, Selçuk Satil, Özcan Güneş.
Bağcılar Devlet Hastanesi: 4 yaralı var, 7 yaralı da tedavilerinin ardından taburcu edildi.
Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi:
Semih Maden, Tuğba Gök, Sümeyye Bilgi, Abdullah Dinleyici, Himmet Ali
Erinç, Mehmet Durak, Kamuran Altıkardeş, Emine Gök, Elmas Ercan, Fatma
Kaboğlu.
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi: Süleyman Özdemir, İrfan Özyalçın, Ali Osman Yiğit.

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi:
Şaban Sakarya, Asım Balkan, Bekir Uslu, Saffet Kaya, Onur Bozkurt, Ali
Osman Aydemir, Bekir Dağdeviren, Perihan Özkul, Umut Aydın, Onur Aydın,
Songül Demirpolat, Yunus Emre Azizoğlu, Nilgün Yücel, Abdullah
Dinleyici, Yakup Geridönmez, Mehmet Demirpolat, Feyat Yasak, Sadık
Kılıç, Remzi Tanrıkulu ve 3 yaşında ismi belirlenemeyen bir çocuk.
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Mehmet Koç, Ahmet Yıldız, Oya Kuş, Aslıhan Korkmaz.
Vakıf
Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Yeşim Azali, Zeynep Atakol, Sanem
Gelve, Hanife Kağızmanlı, Tahsin Kalkanoğlu, Şengül Yıldızlı, Gülsüm
Gazi. Patlamanın
ardından ilçe halkının ifadesine göre, Güngören’de son 1 haftadır
güvenlik önlemleri olağanüstü artırılmıştı sokaklarda kontrol yapan
polis “şüpheli” arıyordu.
Başbakan’ın programı iptal
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam Zeytinburnu Veliefendi Hipodromu’nda
saat 20.00’de katılacağı 57. Başbakanlık Kupası Koşusu at yarışına
katılacaktı. Ancak Erdoğan’ın programı son dakikada iptal edildi.
Erdoğan’ın,
koşuya katılması planlanan saatten 1 saat 45 dakika sonra 2 kilometre
uzakta, Güngören’de patlama gerçekleşti. Erdoğan’ın programının iptal
edilmesinin, güvenlik gerekçesiyle olduğu öne sürüldü.
Ancak
Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, programın iptal edilmesinin olayla
bir ilgisinin bulunmadığını, Erdoğan’ın dün sabah saatlerinde kendisini
arayarak programa katılamayacağını söylediğini belirtti.
"Hesabımızdaki paranın kaynağını devlet biliyor."
Ömür ÜNVER / ANKARA
“Hesabımızdaki
paranın kaynağını devlet biliyor. Alparslan’ın sattığı dairesi, olayda
kullandığı aracın satışından elde edilen para, emekli ikramiyem ve bir
avukatlık ücretinden oğlumun kazandığı 20 bin YTL’lik çekin tahsil
edilmesidir.”
Ergenekon iddianamesinde Danıştay ve Cumhuriyet
Gazeteleri saldırıları sonrası banka hesap hareketlerinde dikkat çekici
artış olduğu ileri sürülen saldırgan Alparslan Arslan’ın babası İdris
Arslan “Devlet bu paranın kaynağını biliyor. Savcı sorsaydı söylerdim”
diye konuştu.
İddianamede, Arslan’ın anne babasının
hesaplarındaki artış tutarının toplam olarak 32 bin 200 Euro, 30 bin
ABD doları olduğu, 1 ABD doları 1.25 YTL ve 1 Euro 1.95 YTL kurları
dikkate alınarak hesaplama yapıldığında toplam para giriş tutarının 100
bin 290 YTL karşılık geldiği belirtilmiş “Emekli maaşıyla bunun
olamayacağı” vurgulanmıştı. 
“Belgelerle açıklayabilirim”
VATAN’a
konuşan Alparslan Arslan’ın babası İdris Arslan “devletin paranın
kaynağını bildiğini”, “kendilerine sorulması durumunda da bunu
belgeleriyle açıklayabileceklerini” söyledi.
2006 yılı Eylül
ayında Milli Eğitim Müfettişliği görevinden emekliye ayrılıp Elazığ’dan
İstanbul’a taşındıklarını hatırlatan baba Arslan, bankadaki paranın 48
bin YTL’sinin 2006 Eylül ayında emekli olması nedeniyle verilen
ikramiye parası olduğunu, 40 bin dolara yakın kısmının olaylardan 2-3
yıl önce Alparslan’ın bir arkadaşıyla Kadıköy’de ortak aldığı bir evin
satışından geldiğini, 16 bin YTL’sinin Danıştay saldırısı sırasında da
kullanılan Alparslan’ın Opel marka aracının satışıyla sağlandığını, 20
bin YTL’sinin de saldırı sırasındaki soruşturmada da gündeme gelen
çantasındaki çekin tahsilinden geldiğini söyledi.
Kalan para ne kadar?
Bunların
hepsinin ilgili kurumlardan belgelerinin temin edilebileceğini kaydeden
Arslan, “ilk hesap açılırken yanında kimlik olmaması nedeniyle zorunlu
olarak eşinin adına hesap açtırdıklarını ancak daha sonra kendi adına
da bir hesap açtırıp paranın bir kısmını buraya yatırdıklarını”
anlattı.
Yaklaşık 2,5 yıllık dava sürecinde 180 bin kilometre
yol gittiğini kaydeden baba Arslan, bu nedenle harcamalar yaptıklarını
belirterek, şu anda kendi hesabında 20 bin Euro, eşinin hesabında da 7
bin Euro ve 24 bin dolar bulunduğunu ifade etti. Arslan, “Biz şerefimiz
için yaşayan insanlarız, 100 bin- 200 bin dolarlarla işimiz olmaz” dedi.
Kur’an da gönderdim
Alparslan’ın
isteği üzerine cezaevinde bulunan diğer arkadaşlarına zaman zaman küçük
miktarlarda para yatırdığını kabul eden İdris Arslan, “Benim devletten
gizli yaptığım birşey yok. Herşey kayıtlı. Oğlum bana ’Baba bunların
ekonomik durumları kötü. Ayrıca benden para da istiyorlar. Bunlar adına
da para yatır’demesi üzerine, bu kişiler adına para yatırdım” dedi.
Arslan, bunlardan ikisinin parayı iade ettiğini de vurguladı. İdris
Arslan, yine oğlunun isteği üzerine cezaevindeki bu kişilere Kuran-ı
Kerim gönderdiğini de belirtti.
Polis, ilk ifademi okumadan imzalattı
İdris
Arslan iddianamede Danıştay saldırısının ardından Ankara Emniyeti’nde
verdiği ifade ile sonrasındaki açıklamaları arasındaki farklılığın
nedenini ise şöyle açıkladı: “Ankara Emniyeti’nde arkadaşlar, gece 1,5-
2 gibi ifademi almaya başladılar. Müfettiş olduğum için ifade alma
işlemini bilirim. ’Ben söyleyeyim siz yazın’ dedim. Birşeyler söyledim.
Sonra okumak istedim ama ’Hocam çok geç oldu’ dediler. Sonra beni
Avukat Abdurrahman Bey uyardı. İfademi hatırlattı. Ama bizim arkadaş
çevremiz bizi tanıyor ve biliyor.” Kürdistan Yurtseverler Birliği, DTP’nin AKP konusundaki tavrını eleştirdi
Celal
Talabani'nin lider olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB)
Ankara Temsilcisi Bahroz Galali, DTP’nin AKP konusundaki tavrını
eleştirdi. Galali, “Şimdiye kadar Türkiye’deki Kemalist ilkeleri kim
sarstı? Kuşkusuz ki AKP ve Türkiye’de Kemalizm, hep Kürtlere karşı
oldu” iddiasında bulundu.
Bahroz Galali, KYB sitesince
yayınlanan makalesinde DTP’nin ikinci kurultayın bu günlerde
yapılmasının özellikle önemli olduğunu belirterek “demokrasi ve barış
destekçisi” Türk’ün genel başkan olarak seçilmesini “cesur” bir adım
olarak nitelendirdi. DTP’nin, Türkiye’deki demokratik mücadele ile baş
edebilmesi amacıyla “barışçıl, ılımlı ve esnek bir politika”yı
benimsemesi gerektiğini de savunan Galali, makalesinde gelecek yıl
Türkiye’de yapılacak yerel seçimler konusunda da DPT’yi uyardı.
Galali,
DTP’nin “gül demedi” politikasını izlememesi halinde “Önümüzdeki
seçimlerde DTP’nin ellerindeki belediyeleri kaybedeceği ve AKP’nin
galip geleceği konusunda kuşku yok” diye yazdı.
DTP’nin AKP ile
derin görüş ayrılığı içinde olduğunu sık sık hissettiklerini belirten
Galali, PKK’ya hiç değinmediği makalesinde şöyle devam etti:
“Şimdiye
kadar Türkiye’deki Kemalist ilkeleri kim sarstı? Kuşkusuz ki AKP ve
Türkiye’de Kemalizm hep Kürtlere karşı oldu. Meseleyi şöyle ifade
edelim: Kürtler için hangisi daha iyi, Türkiye’de Kemalizm’in güçlü
olması mı, zayıf olması mıdır? Bu sorunun, AKP’yi rakip görenler
tarafından cevaplandırılsın. Bence, bu çok büyük bir siyasi hata. AKP,
Kürt sorunu konusunda önceki iktidar partilerinden çok daha iyidir.”
(ANKA)
 |
 |
'Milli bir tepki gösterilmeli. Bütün Türkiye ayağa ayağa kalkmalı.'
CHP
Genel Başkanı Deniz Baykal, İstanbul Güngören’deki patlamanın ardından
olay yerinde yaptığı açıklamada, “Toplumsal tepki, milli kararlılık çok
yüksek düzeyde ortaya konulmalı. Türkiye ayağa kalkmalı miting değil,
sessiz bir yürüyüş.. Kimse de bunu bir parti olayı olarak görmesin. Hep
birlikte ayağa kalkalım, bunu lanetleyelim” dedi. Güngören’de meydana
gelen patlamalar nedeniyle olay yerine gelen CHP Lideri Baykal,
yaşamını yitirenlerin aileleri ve yaralıları ziyaret etti. Güngören’de
esnaf ve vatandaşlarla sohbet eden Baykal’a, CHP Genel Başkan
Yardımcıları Bihlun Tamaylıgil, Yılmaz Ateş, Genel Sekreter Yardımcısı
Mehmet Sevigen ve CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ile çok sayıda
parti yöneticisi eşlik etti. Baykal, incelemelerinin ardından
gazetecilere açıklama yaptı ve soruları yanıtladı.
Baykal, olay
yerinde incelemeler yaparak durumu gördüklerini, yetkililerden bilgi
aldıklarını belirterek, terörün bir kez daha İstanbul’u vurduğunu ifade
etti. Olayın çok açık olarak doğrudan masum insanları hedef alan bir
saldırı olduğunu söyleyen Baykal, “Tamamen sivil halkın akşam
saatlerinde sokakta, yolda dolaşmakta olduğu, kimin kurban olacağı hiç
düşünülmeden gerçekleştirilmiş hain bir saldırıdır. Bu saldırı
rakamlara göre 17 kardeşimizi aramızdan alıp götürdü. Bu olayın bir
insafsız acımasız, vahşi bir terör saldırısı olduğu açıktır” dedi.
-“HİÇBİR SİYA İNSAN HAYATINDAN DAHA ÖNEMLİ SAYILAMAZ”
Hiçbir siyasetin insan hayatından önemli sayılamayacağını vurgulayan Baykal şunları söyledi:
“Bir
tek masum insanın hayatını tehlikeye atarak dahi hiçbir siyasi hedefi
takip etmek mümkün değildir. Hiçbir siyaset insan hayatından önemli
sayılamaz. Bugün burada gerçekleştirilen terörist saldırı siyasi
amaçlarla gerçekleştirilmiştir. Bunun kurbanları da toplumun en temiz
en masum siyasetle hiçbir ilişkisi olmayan insanlarıdır. Nasıl olur da
siyasetle hiçbir ilişkisi olmayan insanların ölümünü göze
alabilirsiniz. Bu saldırı, umutsuzluğun, bu yenilginin, bu bir davayı
takip edemez olmuş olmanın tepkisinin bombasıdır. Bu saldırılar ile bir
yere varılmaz. Türkiye’nin her yerinde bütün insanlarımızı yürükten
yaralamıştır. Bu olayı gerçekleştirilenlere lanet okunmaktadır.”
-“SESSİZ BİR YÜRÜŞLE LANETLENMELİ”
Baykal
söz konusu terörist saldırının, çok karalı, büyük bir tepki ile ortaya
konulması gerektiğini söyleyerek, bunu yapanlara karşı milli bir
tepkinin gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’yi teröre karşı
ayağa kalmaya çağıran Baykal şöyle konuştu:
“Bir milli lanet
kampanyası ortaya koymalıyız ve bunları yapanları yapamaz hale
getirmeliyiz. Böyle siyaset mi olur, böyle mücadele mi olur? Bunu haklı
sayan zihniyeti nasıl onaylayabilirsiniz? Buraya derhal koştum geldim
aileleri ziyaret ettim, yetkililerden bilgi aldım. Bu olayı hep
birlikte lanetleyeceğiz. Toplumsal, milli karalılık çok yüksek düzeyde
ortaya konulmalı. Türkiye ayağa kalkmalı miting değil, sessiz bir
yürüyüş.. Biz parti olarak inisiyatif almayı istemeyiz bu işi politize
etmek anlamına gelir. Kimse de bunu bir parti olayı olarak görmesin.
Hep birlikte ayağa kalkalım bunu lanetleyelim. Vatandaşlarımız
tartışmaların dışında olayları sükunetle izliyor.” |
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, çok sayıda bakanla birlikte İstanbul’a gelerek bombalı terör saldırısının yaşandığı Güngören'de incelemelerde bulundu.
Erdoğan’ın
olayın gerçekleştiği bölgede yaptığı incelemeye Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcıları Cemil Çiçek, Nazım Ekren ve Hayati Yazıcı, Devlet
Bakanı Murat Başesgioğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Sağlık Bakanı
Recep Akdağ, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım da katıldı. Erdoğan, İstanbul Valisi Muammer Güler'den
saldırıya ilişkin bilgi aldı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı
bölgede Erdoğan, vatandaşlarla görüştü. Erdoğan, daha sonra Güngören'de
vatandaşlara hitap etti.
Birlik ve beraberlik çağrısı yapan
Erdoğan, medyayı şu sözlerle uyardı: Medya terör örgütünün
propagandasını yapıyor. Kan revan içindeki görüntüleri yayınlayarak
halkımızı yaralıyor.Gün birlik olma günüdür. terörün dini olmaz.
ERDOĞAN, PATLAMADA ÇOCUĞUNU
KAYBEDEN ÖZKAN AİLESİ'NE BAŞSAĞLIĞI
ZİYARETİNDE BULUNDU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güngören'de
incelemeleri sırasında, patlamada hayatını kaybeden Şeyma Özkan'ın
ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileğinde bulundu.
Başbakan Erdoğan, Tevfik Fikret Sokağı Yıldırımlar Apartmanı'nda oturan
Şeyma Özkan'ın ailesini ziyaret etti.
Ziyaretin ardından çevredeki esnafa "Geçmiş olsun" diyen Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, bombanın konulduğu beton çöp kutusunu da bir süre
inceledi.
Başbakan Erdoğan'ın bölgedeki gezisi sırasında caddeye sokulmayan ve
güvenlik şeridi dışında bekleyen vatandaşlar, "Kahrolsun PKK",
"Şehitler ölmez, vatan bölünmez" ve "Başbakan buraya" diye slogan
attı. Vatandaşlar toplu halde İstiklal Marşı'nı da okudular.
Bu arada, patlamanın olduğu sokaktaki binaların çoğuna vatandaşlar
tarafından Türk bayrakları asıldı.
Güngören'deki patlamada can verenlerden biri futbolcu Emre Belözoğlu'nun çok yakınıydı
Güngören'de
meydana gelen patlamada ünlü futbolcular Emre Belözoğlu ve Arif
Erdem'in Zeytinburnuspor'dan antrenörü olduğu öğrenilen Hayrettin
Güner'in öldüğü öğrenildi.
Güner'den geriye, Emre Belezoğlu
ile çektirdiği resimleri ve hoca olarak çıktığı futbol maçlarına ait
fotoğraf ve görüntüleri kaldı.
Edinilen bilgiye göre
patlamanın meydana geldiği yerde oturan CSF Bağcılar Spor Kulübü
Antrenörü ve Galatasaray Bağcılar Futbol Okulu Teknik Sorumlusu
Hayrettin Güner, kuşlarına yem almak için evinden çıktı. Güner, kuşçuya
gittiği sırada meydana gelen patlamalarda hayatını kaybetti. Tecrübeli
teknik adamın cansız bedeni olaydan hemen sonra Yenibosna'daki Adli Tıp
Kurumu'na getirildi.

Cenazenin
gelmesinin ardından Güner'in ailesi, iş arkadaşları ve yakınları da
Adli Tıp Kurumu'na akın etti. Hayrettin Güner'in eşi Bengü Güner de
gelenler arasındaydı.
Ayakta durmakta zorlandığı ve sinir
krizleri geçirdiği gözlenen Bengü Güner, olayın faillerine lanetler
yağdırdı. Eşinin saka kuşu beslediğini ve kuşlarına yem almak için
evden çıktığını belirten Güner, "Hayrettin'in iki tane kuşu vardı.
Onlara gözü gibi bakıyordu. Marketin yanında bir kuşçu vardı ve yemler
sadece orada satılıyordu. Eşim yemleri almaya gitmişti. Fakat gelmedi,
gelemedi" diye konuştu.
Damadı Güner'in ünlü futbolcular Emre
Belezoğlu ile Arif Erdem'i Zeytinburnuspor'da oynadığı zamanlarda
teknik direktörlüğünü yaptığını belirten Kayınpeder Şenol Kelebekler,
ünlü futbolcuların son vazifeleri olan cenaze namazına katılmalarını
beklediklerini ifade etti.
Güner'in bir çocuk babası olduğu öğrenildi.
7 aylık hamileydi... Uzun süre sonra o akşam sokağa çıkmıştı....
Güngören'de
meydana gelen bombalı saldırı, İkiz Ailesi'nin de hayallerini yıktı.
Düşük tehlikesi nedeniyle uzun zamandır sokağa çıkmadığı öğrenilen 7
aylık hamile Filiz İkiz, doğacak çocuğu için alışveriş yapmak üzere eşi
İlhan İkiz ile birlikte dışarıya çıktı.

İlhan
İkiz, meydana gelen ilk patlamada yaralananlara yardıma koşarken, 7
aylık hamile eşine, "Sen biraz uzakta bekle" dedi. Yaşadığı korkunun
etkisiyle bir köşede eşini bekleyen Filiz İkiz, meydana gelen ikinci
patlamada hayatını kaybetti.
İkinci patlamayla birlikte eşine
doğru koşan İlhan İkiz, kanlar içinde yerde yatan Filiz İkiz'i
çevredekilerin de yardımıyla hastaneye kaldırdı. Hastanede, eşinin
karnındaki çocuğuyla birlikte öldüğü haberiyle yıkılan İlhan İkiz,
sinir krizleri geçirdi.

Talihsiz
kadının babası Himmet Çağlan, kızının uzun zamandır ilk kez dün gece
alışverişe gitmek üzer eşi işle birlikte evden çıktığını belirterek,
"Çok üzgünüz. Evime Türk bayrakları asmıştım ve şimdi bu saldırganlara
inat evimi Türk bayraklarıyla donatacağım" diye konuştu. Acılı baba
saldırıyı gerçekleştirenlere ise lanet yağdırdı. Saldırıda yaşamını
yitiren Filiz İkiz'in kız kardeşi de, ablasının doktor iziyle uzun
zaman sonra ilk kez dışarı çıktığını belirtti.
HAİN SALDIRININ EN GENÇ KURBANI

Güngören'deki
patlamada ağır yaralanan 3 yaşındaki Aleyna Çelik, kaldırıldığı
İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hayatını kaybetmişti.
Torununu kaybeden Satı Çelik, oğlu Mustafa Çelik ile birlikte uzun süre gözyaşı döktü.
Torunu
Aleyna'nın annesi Melike Çelik ile birlikte anneannesi Perihan Özkul'u
ziyarete gittiklerini ve o akşam gezmek için dışarı çıktıklarında
patlamanın olduğunu belirtti. Patlamada torunun öldüğünü, annesi Melike
Çelik ile anneannesi Perihan Özkul'un da yaralandığını kaydeden Satı
Çelik, "Ocakları sönsün. Yavruma rastladı" dedi.
SALDIRININ DİĞER ÇOCUK KURBANLARI

Saldırının çocuk kurbanlarından Furkan Şentürk ve Murat Ağca askeri liseyi kazanmıştı.
Yaralı anne çocuğunu bırakmadı
Güngören'de önce bir küçük 'tuzak patlama' ardından ölüm saçan ikincisi.
Terör karanlık yüzünü bir kez daha göstermişti.
Adres
Güngören Menderes Caddesi idi. Trafiğe kapalı caddede yaz sıcağında
evlerinden kaçıp yürüyüş yapanlar ölüm kapanına yakalandı.
Patlamadan sonra tam bir can pazarı yaşanmaya başladı. Parçalanmış bedenler arasında yararıların çığlıkları yükseliyordu.

Cehennem anlarında genç bir kadın çevredekiler tarafından ilk gelen ambulanslardan birine konulup hastaneye gönderildi.
Ama ne çektiği acı, ne yaşadığı şok umrunda değildi.Yanındaki küçük çocuğundan başka birşeyi düşünemiyordu.
Sedyede
acı içinde kıvranırken, kızının kaybolmaması için kucağından
indirmiyordu. Bir elinde cep telefonu tanıdıklarına haber verip
hastaneye gelmelerini isterken, öbür eli ile çocuğunu sımsıkı tutuyordu.
Bomba 12 yaşındaki Şeyma'yı balkonda vurdu
Güngören
Menderes Çıkmazı Sokak'ta dün akşam meydana gelen bombalı saldırılarda
12 yaşındaki Şeyma Özkan'ın, 4. kattaki evinin balkonunda ağır
yaralanarak yaşamını yitirdiği öğrenildi.

Alınan
bilgiye göre, aynı sokak üzerindeki binanın 4. katında oturan 12
yaşındaki Şeyma Özkan ile annesi Selma Özkan ve işportacılık yapan
babası Aydın Özkan, ilk patlamanın ardından ne olduğunu merak ederek
evlerinin balkonuna çıktı.
Aile olayın ne olduğunu anlamaya
çalışırken kısa süre sonra ikinci patlama oldu. Bu patlamada kalbinden
yaralanan ilköğretim okulu öğrencisi Şeyma Özkan, aniden yere yığıldı.
Ailesi tarafından Özel İlgi Hastanesi'ne kaldırılan çocuk, burada yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Özkan'ın
cenazesi daha sonra Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Çocuğun
yakınlarının otopsi işlemlerinin tamamlanarak cenazelerini teslim
alabilmek amacıyla Adli Tıp Kurumu'nda bekledikleri ifade edildi.

Bir yıl sonra emekli olacaktı
Hain
saldırıda hayatını kaybeden 51 yaşındaki Halit Öge ilk patlamadan sonra
koşarak yardıma gitti. Halit Öge Bahçelievler Eşref Bitlis İlköğretim
Okulu'nda beden eğitimi öğretmeniydi. Bir yıl sonra emekli olacaktı.
Görgü tanıkları patlamayı anlattı
Görgü tanıklarından öğretmen Ramazan Ekici,
saat
21.45 sıralarında olay yerine yakın olan evinin balkonunda oturduğunu,
bu sırada büyük bir gürültü duyduğunu, Menderes Caddesi'ndeki
insanların patlamanın olduğu telefon kulübelerine doğru koştuğunu,
yaklaşık 8-10 dakika sonra da daha şiddetli bir patlama
duyduğunu anlattı.
Ekici,
ilk patlamanın ardından insanların merak duyarak olay yerine gitmeleri
nedeniyle ikinci patlamada çok sayıda insanın zarar gördüğünü ifade
etti.

Son
patlamanın, olay yerine yaklaşık 20-30 metre uzaklıkta gerçekleştiğini
anlatan Ekici, bu caddenin trafiğe kapalı olması ve insanların yürüyüş
yapması nedeniyle oldukça kalabalık olduğunu kaydetti.
Görgü
tanıklarından Mustafa Yaşar da patlamanın olduğu caddede esnaflık
yaptığını belirterek, bu caddede özellikle akşam saatlerinde çok sayıda
insanın
yürüyüş yaptığını, ilk patlamanın ardından insanların olay yerine
meraklarından dolayı gittiklerini, bu sırada da daha şiddetli
olan ikinci patlamanın meydana geldiğini bildirdi.
Ali
Ergin de iş yerinde otururken korkunç bir patlama duyduğunu, insanların
o anda patlama yerine doğru ilerlediğini, yaklaşık 10 dakika
sonra da daha büyük bir patlama gerçekleştiğini anlattı.

1967
Trabzonsporlular Derneği Başkanı Alaattin Hatayoğlu ise olayın olduğu
Menderes Caddesi üzerindeki dernekte bir gazetecinin kendisiyle
futbol
üzerine röportaj yaptığını, bu sırada bir patlama duyduğunu dile
getirdi. Hatayoğlu, cama çıkıp baktığında ilk başta 8-10 kişinin yerde
yattığını ifade etti.
Bu
caddenin civarda insanların özellikle akşam saatlerinde aileleriyle
birlikte vakit geçirmek için geldikleri sosyal bir alan olduğunu anlatan
Hayatoğlu, şunları kaydetti:
"İlk
patlamadan sonra millet oraya topluca gitti. Aşırı bir kalabalık
toplandı. Belki de binin üzerinde insan vardı. 5-10 dakika kadar sonra
ikinci bir patlama oldu. İkinci patlama ilkinden daha kuvvetliydi.

Bulunduğumuz
bina dahi sallandı. 30-40 metre uzaklıktaki insanların dahi
yaralandığını gördüm." Yaralılardan kol, bacak gibi uzuvların koptuğunu
dile getiren Hatayoğlu, "Korkunç bir olaydı. Yaralananlar içinde
arkadaşlarımız da vardı.
İstanbul
Güngören'de 17 kişinin hayatını kaybettiği ve 109 kişinin de
yaralandığı patlamalarda kullanılan bombanın türünün RDX olması
dikkatleri terör örgütü PKK'ya çevirdi. Geçen yıl Ankara Anafartalar
Çarşısı'ndaki saldırıda kullanılan bombanın türü de RDX olarak
açıklanmıştı.
ANAFARTALARDA DA RDX VARDI
RDX
(Trimetilentrinitriamin) Hekzogen, siklonit, T4 Trimetilentrinitriamin
isimleri ile bilinen RDX beyaz renkde ateşleme hızı 8750 m/sn ve
parçalama etkisi yüksek bir patlayıcıdır. Bazı infilaklı kapsüllerde,
kapsüllerin çoğunda ana madde ve karışım halinde askeri amaçla
kullanılır. Terör örgütü PKK'nın RDX tipi plastik patlayıcıyı daha önce
Diyarbakır ve Van'daki eylemlerinde de kullandığı belirtiliyor.
VALİ'YE YAPILAN SALDIRIDA DA KULLANILMIŞTI
Terör
örgütü PKK, A-4 ile C-4 patlayıcılarının yanısıra RDX tipi plastik
patlayıcıyı da kullanıyor. Daha çok gizli servisler tarafından
kullanıldığı belirtilen RDX tipi plastik patlayıcıyı, terör örgütü daha
önceleri birçok olayda kullandı. 2004 yılında Van'ın eski Valisi Hikmet
Tan'a yönelik yapılan bombalı saldırıda da terör örgütü RDX-C-4
patlayıcısını kullanmıştı.
DÜZENEKLER AYNI
Emniyet
Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarı'ndan gelen raporlarda, patlamada
kullanılan bombanın daha önce terör örgütünün Batman-Beşiri, Şırnak,
Hakkari-Çukurca ve Yüksekova, Doğubeyazıt, Diyarbakır gibi illerde
yaptığı eylemlerde kullandığı uzaktan kumandalı bomba düzenekleri ile
aynı olduğu tespit edilmişti. Saldırıda RDX - C-4 tipi 8 ile 10
kilogram bomba kullanılmış, düzenekleri ise Amonyum Nitrat Tetri, PVC
plastikten olduğu tespit edilmişti.
PKK, bombalarında 'RDX'
içerikli A-4 plastik patlayıcı kullanıyor. Bombanın patlatılmasında ise
UHF/ VHF dalga boyunda çalışan FT-411 Yaesu, Kenwood, Aselsan Kobra,
Technova marka el telsizleri ile Motorola marka 'walky-talky' tipi
telsiz cihazları kullanıyor.
RDX'İN ÖZELLİKLERİ
Gerçek
adı cyclotrimethylene-trinitramine olup saf rdx 204 derecede erir ve
1.816 g/cm³ yoğunluktadır. Daha yüksek yoğunlukta döküm ya da presleme
ile elde edilebilir. Diğer patlayıcılarla bir miktarda kombinasyon
halinde kullanılabilir. Higroskopik değildir ve suda çok az çözünür.
Saf halde ıslak olarak yüklenebilir. Patlama hızı 27500 ft/s dir.
Yalnız kullanımında zehirli özellik gösterebilmesi ve çabuk reaksyona
girmesi sebebiyle genelde katışık olarak kullanılır.