| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

MAGAZİN AJANI

33 "gündem" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"gündem" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Fırsatlara bakıyoruz, blok satılırsa Halkbank’la ilgiliyiz

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Halkbank'la ilgilendiklerini belirtti

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, yurtiçinde potansiyel organik ve inorganik büyüme fırsatlarını incelediklerini açıkladı. Sabancı, satışa çıkması durumunda Halkbank ile de ilgileneceklerini ancak kararlarında bankanın aktif yapısının detaylarının önemli olacağını söyledi. Sabancı Dinçer, yurtdışına yönelik ise şu anda satın alma planlarının olmadığını, içeride olduğu gibi dışarıda da organik büyümeye öncelik verdiklerini söyledi.

Suzan Sabancı Dinçer, “Halkbank’la ilgili olarak bugünden bir şey söylemek çok zor. Halkbank’ın aktif yapısının içeriğini bilmiyoruz. Eğer Özelleştirme İdaresi, Halkbank’ı bir bütün olarak satma kararı verirse, tabii ki o zaman ilgilenen oyunculardan biri olarak aktiflerin detayına bakacağız” dedi.

Dubai ve Şanghay’a temsilcilik

Sabancı Dinçer, yurtiçinde her türlü potansiyel bir satın almada hedefin çekiciliğinin, bu hedefin aktif yapısı, yaratabileceği sinerji, Akbank’ın stratejik konumunu tamamlaması ve satış şartlarına bağlı olacağının altını çizdi.

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, yurtdışındaki organik büyümelerine değinerek, “2009’un ilk yarısı içinde Moskova, Şanghay ve Dubai ’de temsilcilik ofisleri açmayı planlıyoruz. Bu ofisler, Türkiye ile bu bölgeler arasında sürekli bir artış kaydeden iş ilişkilerinde ve ticaret hacminde, Akbank’ın önemli bir rol oynamasına olanak sağlamak ve büyüme potansiyelinin değerlendirilmesi bakımından da etkili olacaklar” diye konuştu.

Türkiye’de büyük potansiyel var

Suzan Sabancı Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kısa ve orta vadede bu ofisleri geliştireceğiz ve uluslararası bankalarla oluşturacağımız stratejik işbirlikleri ile artan bir iş hacmi yaratmaya ve ticaret finansmanı işlemlerinde lider rolü oynamaya devam edeceğiz. Bu piyasalarda şu anda satın almalar yoluyla kalıcı rekabet avantajı veya önemli değer yatırım fırsatları olduğunu düşünmüyoruz.”

Sabancı Dinçer, Türk bankalarının çok rekabetçi ve kârlılık olarak yüksek bir ortamda faaliyet gösterdiklerini bunun da bankaları Türkiye piyasasına yeni ürünler sunma konularına daha fazla ağırlık vermeye yönlendirdiğini söyledi. Suzan Sabancı Dinçer, “Türkiye pazarındaki fırsatların henüz tam olarak kullanıldığını düşünmüyorum. Bu pazarda çok büyük bir fırsat olduğu için, bence Türk bankalarının bölgedeki diğer büyüme istekleri bir süre için ikinci planda kalacak” açıklaması yaptı.

Avrupa’daki türbülansa rağmen sendikasyonlarda zorluk yaşamadık

Suzan Sabancı Dinçer, global piyasalardaki türbülansa rağmen, sendikasyonlarda kredi vadelerinin uzatılması konusunda şu ana kadar hiçbir zorluk yaşamadıklarını söyledi. Sabancı Dinçer, şunları belirtti: “Gözlenen tek etki borçlanma maliyetlerinde hafif bir artış olmasıydı. Ancak yine de bu, diğer gelişmekte
olan pazarlarda bulunan bankaların ödemekte olduğu marjın hâlâ çok altında bulunuyor.”

Akbank’ın sektörde en güçlü likiditeye sahip banka olduğunun altını çizen Sabancı Dinçer, “Dolayısıyla uluslararası piyasaların tamamen kapanması halinde bile herhangi bir likidite sıkıntısı yaşaması beklenmiyor” dedi.

Genç ve dinamik nüfus var mortgage kredileri % 45 büyüyecek

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, mortgage kredilerinin Türkiye’de halen GSYH’nin yüzde 4’ü seviyelerinde seyretmesine karşın Avrupa ortalamasının yüzde 50 seviyelerinde olduğunu kaydetti. Sabancı Dinçer, şöyle devam etti: “Türkiye nüfusunun genç ve dinamik oluşu ile artan şehirleşme oranları mortgage kredilerindeki genişlemeyi destekleyen en büyük faktörler olacak. Artan gelir seviyelerinin yanı sıra gerileyen faiz oranları da orta vadede mortgage piyasasının büyümesine katkıda bulunacak. 2009 yılında, mortgage kredilerinin yüzde 45 civarında büyüme kaydederek yıl sonunda yaklaşık 60 milyar YTL veya GSYH’nin yüzde 5’i seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz.”

Kârlılıkta kuvvetli büyüme devam edecek

* Suzan Sabancı Dinçer’in verdiği bilgiye göre, Akbank kurumsal ve ticari kredilerde yılbaşından bu yana sırasıyla yüzde 54 ve yüzde 41 artış sağladı. Mortgage kredilerindeki yüzde 18.6’lik büyüme sektör ortalamasının üzerinde bulunuyor. Sabancı Dinçer ayrıca, “2008 yılı için toplam kredilerde yüzde 31, tüketici kredilerinde yüzde 28, kurumsal ve ticari kredilerde yüzde 33’lük bir büyüme kaydedileceğini tahmin ediyoruz. Akbank, 2008’de ve uzun dönemde sektör ortalamasının üzerinde büyümeyi planlıyor. Böylece, 2008 yılında piyasada tanık olduğumuz belirsizliğe rağmen kârlılıkta kuvvetli bir büyüme sağlamaya devam etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

Bölgemizde lider olmak istiyoruz

* Türkiye’ye kredi ve aktif girişlerinin AB’deki emsallerine kıyasla hâlâ oldukça düşük seviyelerde olması nedeniyle bankacılık hacminin önemli ölçüde büyümesini beklediklerini söyleyen Suzan Sabancı Dinçer, “Bütün olarak baktığımızda, ulusal piyasadaki lider pozisyonumuzu pekiştirmek ve bölgemizde diğer Avrupa bankaları ile birlikte lider bir oyuncu olmak için gerekli adımları atmayı arzuluyoruz” dedi. Sabancı Dinçer, sektörde yabancı bankaların ağırlığı ile ilgili olarak da önde gelen yerli bankaların, hakimiyetlerini koruyacağını tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.

Öğrenciye ‘örtünme telkini’

Din kültürü kitabına öğrencileri örtünmeye teşvik eden ifadeler girdi

Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, yeni eğitim-öğretim yılında dağıtılan din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının tek bir anlayışı dayattığını belirterek “12. sınıf ders kitabının 89. sayfasında ‘Müslüman toplumlarda örtünme, dini bir gereklilik olarak kabul edilmiştir’ ifadesine yer verilerek ve devamında çeşitli ayetlere gönderme yapılarak örtünme telkininde bulunulmaktadır” dedi.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında yalnızca İslam dinine ilişkin bilgiler verildiğini ve İslamın da tekil olarak tek bir anlayışının farklı inançlara ve mezheplere mensup ailelerin çocuklarına yine zorunlu olarak dayatıldığını kaydetti.

‘Değişen bir şey yok’

Kılıç, “Geçtiğimiz yıl, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay 8. Dairesi tarafından ders kitaplarındaki ayrımcılıkla ilgili olarak alınan kararlar ortadayken, yeni eğitim-öğretim yılında da ders kitaplarındaki Sünni inancı esas alan içerik korunmuş ve ders müfredatında hiçbir değişiklik yapılmamıştır” dedi. 12. sınıf ders kitabında “Dünya Hayatı ve Ahiret”, “Dinlerde İbadetler” başlıklı ünitelerde yalnızca Sünni İslam inancının esas alındığını kaydeden Kılıç, “ ‘Dinlerde İbadet Yerleri’ başlığı altındaysa cami ve mescitlerden söz edilmiş ancak cemevlerinden söz edilmemiştir” görüşünü dile getirdi.

‘İnsanlar aşağılanıyor’

Kılıç, 12. sınıf ders kitabının 89. sayfasında “Müslüman toplumlarda örtünme, dini bir gereklilik olarak kabul edilmiştir” ifadesine yer verilerek ve devamında çeşitli ayetlere gönderme yapılarak örtünme telkininde bulunulduğunu kaydetti. Kılıç, 9. sınıf ders kitabında hiçbir inanca mensup olmayan insanların aşağılandığını belirterek şunları kaydetti: “Din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında tek bir inanç biçimi, farklı noktalara göndermelerde bulunularak öğrencilerin tümüne benimsetilmeye çalışılmakta ve inançların özgürce yaşanması ve tercih edilmesi noktasında tamamen hiyerarşik bir modeli benimsemektedir. Bu noktada Eğitim-Sen olarak sorunun çözümü için öncelikle zorunlu din derslerinin kaldırılmasını talep ediyoruz.” (Cumhuriyet),kaynak,vatan

Montrö delik deşik!

Geçilmez Çanakkele yol geçen hanı gibi! ABD gemileri art arda geçiyor

Erdem SÜREK/ÇANAKKALE, (DHA)


Çanakkale Geçilmez... Türkler bu sözü bütün dünyaya ezberletmişti. Cihan orduları saldırmış, Türk'ün gücü karşısında perişan olup geri çekilmişti. Ancak Ağustos ayından itibaren Çanakkale tepelerine kazınan o ünlü söz adeta değişti, "Geç Yolcu" şeklini aldı. NATO gemileri, ABD gemileri birbiri ardına Çanakkale'den geçip Karadeniz'e açıldı. Geri dönüp Montrö Sözleşmesi'ndeki süreyi doldurduktan sonra yeniden Çanakkale'den geçen gemilere son örnek ABD Donanması'ndan Mc Faul oldu.

Savaş gemileri durmadan geçti

22 Ağustos'ta Türk boğazlarını geçerek Karadeniz’e açılan ABD savaş gemisi, 1 Eylül’de Ege’ye dönerek, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre 21 gün kalabileceği Karadeniz’den erken ayrılmıştı. ABD’nin, Montrö’yü girdi- çıktı formülüyle aşmasına yönelik bir plan geliştirdiği iddiası bugün gerçek oldu. MC Faul, Ege Denizi'nden Çanakkale Boğazı'na bu sabah saat 08.11’de yeniden giriş yaparak Karadeniz’e doğru yol almaya başladı. Çanakkale önlerine 09.18’de ulaşan MC Faul için yeni bir 21 günlük süre doğmuş oldu.

Pentagon sözcüsü Bryan Whitman, 8 Eylül’de askeri gemilerin Boğazlar’dan geçirilmesini de kapsayan, Gürcistan’a yönelik insani yardım faaliyetini tamamlandıklarını açıklamıştı. Bu açıklamanın 5 gün sonrasında, görevini tamamlayıp 1 Eylül’de Ege denizine açılan MC Faul Savaş gemisi, yeniden Karadeniz’e açılmak üzere Türk boğazlarına girdi.

ABD’nin savaş gemileriyle Karadeniz’e çıkıp Gürcistan’a insani yardım maddesi taşıması, Rusya tarafından ‘provokasyon’ olarak nitelendirilmişti. Türk boğazlarından geçirilen askeri gemilerle sürdürülen yardım faaliyetinin, bundan sonra, sivil ABD kuruluşları aracılığıyla sürdüreceği dile getiren Pentagon Sözcüsü Whitman, ülkesinin dikkatini, Gürcistan’ın askeri ihtiyaçlarının değerlendirilmesine yoğunlaştıracağını açıklamıştı. Wihtman, insani yardım malzemelerinin taşınmasında 62 askeri kargo uçuşu ve 3 geminin kullanılacağını kaydetmişti. Whitman, bir Amerikan ekibinin Gürcistan’a giderek, güvenlik ihtiyaçlarını değerlendireceğini de söylemişti.

ABD Savaş gemisi MC Faul’un, yeniden Türk boğazlarına girişi, Pentagon sözcüsü Whitman’ın bahsettiği, ‘Gürcistan’da ki güvenlik ihtiyaçlarının değerlendirilmesi’ konusunu araştıracak ekibin, MC Faul savaş gemisiyle Gürcistan yolculuğuna çıkmış olabileceği düşüncesini ortaya çıkardı.

ABD’nin Arleigh Burke sınıfı muhribi DDG- 74 bordo nolu MC Faul savaş gemisi, adını 1989’da Panama'da görevliyken yaşamını yitiren Seal Timi mensubu Donald L. MC Faul’dan aldı. 1998'de ABD Donanması'nda görev alan MC Faul, Çanakkale Boğazı geçişi sırasında klavuz kaptan alarak, 10 mil hızla ilerledi. Savaş gemisi, Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü'ne varış limanı olarak, “Karadeniz’e çıkıyorum” bilgisini verdikaynak,vatan

Yıldırım: 3. köprüde ters köşe yapabiliriz


Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Boğazı’na yaptırılacak 3. köprü için yer konusunda alternatifleri belirlediğini söyledi. Yeni köprünün, İstanbul’un yeşil alanlarına zarar vermeyecek, kamulaştırma bedeli ağır olmayacak ve kent trafiğini rahatlatacak bir noktada yapılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Arsa spekülatörleri nedeniyle mi yerini açıklamıyorsunuz?” sorusu üzerine, “Gayet tabii. Bu konularda maalesef spekülasyonlar oluyor. Onlara kimse itibar etmesin. Paralarını boşuna yatırmış olabilirler. Ters köşe yapabiliriz” dedi.


3. köprü için ‘Tarabya-

Beykoz’ diye yazıldı


Uzun bir süredir projesi sır gibi saklanan 3. köprü güzergahı geçen hafta içinde bazı gazetelerde hiçbir kaynak belirtilmeden Tarabya-Beykoz olarak açıklanmıştı.,kaynak,vatan

37 YTL taksitle ihtiyaç kredisi

Finansbank, yeni ihtiyaç kredisi kampanyası ile müşterilerine, evlilik masraflarından kredi kartı borçlarına, eğitim masraflarından bayram harcamalarına kadar tüm ihtiyaçları için özel kredi seçenekleri sunuyor.


Kampanya kapsamında tüketicilere, evlilik masraflarından kredi kartı borçlarına, eğitim masraflarından tatil harcamalarına kadar tüm ihtiyaçları için özel krediler sunuluyor.

Yeni kampanya kapsamında her ihtiyaca yönelik kredi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Finansbank Bireysel Pazarlama Grup Yöneticisi Erkin Aydın, 37 YTL’den başlayan taksitlerle tüketicilere ödeme kolaylığı sunduklarını söyledi. Aydın sözlerine şöyle devam etti:

“Evlenmek, tatile çıkmak, evine yeni eşya almak isteyen tüketicilerin planlarını ertelememeleri, çocuk sahibi olacakların masrafları düşünmemeleri, gençlerin eğitimlerini tamamlayabilmeleri, ödeme güçlüğü çekenlerin kredi kartı ve diğer tüm borçlarını kapatabilmeleri için uygun seçenekler üzerinde çalıştık.

Örneğin çocuğunun eğitim masrafları için 2,000 YTL’lik bir kredi kullanan müşterimizin aylık ödemesi gereken tutar yalnızca 61 YTL olacak. Ev eşyalarını yenilemek isteyen bir müşterimiz ise 3,000 YTL’lik bir krediyi 92 YTL taksitlerle ödeyebilecek.”,kaynak,vatan

Öcalan ders kitabına girdi


Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ders kitaplarında yer almasının Türk milletinin onurunu zedeleyen bir durum olduğunu söyleyerek, “Dünyaya bile PKK terörünü yeni yeni kabul ettiriyoruz. İşte böyle bir ortamda terörist başının olumlu ya da olumsuz ders kitabında yer alması PKK konusunda geri adım attığımızın göstergesi olacaktır. Buna asla göz yumulamaz" dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada, ilköğretim müfredatlarının yenilenmesi projesi kapsamında değiştirilen 8. sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında “bebek katili", “terörist başı" Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının anlatılmasının eğitim camiasını şoke ettiğini kaydetti. Koncuk, “Türkiye’de büyük katliamların sorumlusu olan, gözünü kırpmadan kundaktaki bebekleri öldüren, terör belasını başımıza saran bir teröristin adının nasıl olursa olsun, ne şekilde anlatılırsa anlatılsın ders kitabında geçmesi Türk milletinin onurunu zedelemiştir. 8. sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında, terörist başının adı ‘1990’lı yılların en önemli olaylardan biri de Suriye’de saklanan bölücü örgüt başının 1999’da Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesidir’ şeklinde yer almıştır. Bu ifade bile terör örgütünün propagandasının yapılmasına vesile olacaktır" dedi.

“MEB NASIL BÖYLE BİR HATAYA DÜŞTÜ?"

Türkiye’nin terörden dolayı büyük acılar yaşadığını anlatan Koncuk, bugün hala şehitlerin ve masum vatandaşların ardından gözyaşı döküldüğünü ifade ederek, “Dünyaya bile PKK terörünü yeni yeni kabul ettiriyoruz. İşte böyle bir ortamda terörist başının olumlu ya da olumsuz ders kitabında yer alması PKK konusunda geri adım attığımızın göstergesi olacaktır. Buna asla göz yumulamaz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir hataya nasıl düştüğünü anlayabilmek mümkün değildirö açıklamasında bulundu. Koncuk, MEB tarafından hazırlanan ders kitabında, bir teröristin yakalanışının ilköğretim çağındaki çocuklara anlatmasını “büyük bir skandal" olarak değerlendirdi.

“TARİH BU HATAYI AFFETMEYECEKTİR"


Koncuk, Öcalan’ın ders kitaplarına girmesine nasıl karar verildiğini sorarken, “Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü" diyen Orhan Pamuk’un da ders kitaplarında yer aldığına işaret ederek, “Bu hükümetin Ermeni politikasında havlu attığını göstermektedir. Peki şimdi hükümet terörist başının yakalanışını ders kitabına alarak, PKK konusunda da mı havlu atmaktadır?" sorularını sordu.

Koncuk, tarih kitaplarında Öcalan’ın isminin yer almasının Atatürk’e, şehitlere ve Türk milletine büyük bir saygısızlık olduğunu belirterek, “Milli Eğitim Bakanlığı derhal yaptığı hatadan dönmeli ve terörist başıyla ilgili ifadeyi ders kitabından çıkarmalıdır. Aksi taktirde tarih böyle bir hatayı affetmeyecektir" dedi.,kaynak,vatan

Bahçeli'den sert açıklamalar

Bahçeli'den sert açıklamalar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Deniz Feneri davasının AKP hükümetine uzanmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında hükümeti sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın yolsuzluklara yataklık yaptığını söyledi. MHP lideri Cumhuriyet savcılarını da göreve çağırdı.

Ankara


AA- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Deniz Feneri davasının AKP hükümetine uzanmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bir yardımlaşma derneğiyle ilgili ortaya çıkan usulsüzlük iddialarının yargıya intikali ve konunun Başbakan Erdoğan'a kadar uzanması vahim bir durumu daha ortaya çıkarmıştır. Bu iddiaların ciddiye alınması, sonu nereye kadar uzanırsa uzansın tetkik ve tahkik edilmesi elzem bir hale gelmiştir'' dedi.

Bahçeli, konunun Türkiye ayağıyla ilgili olarak Cumhuriyet savcıları acilen gereğini yapması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, tartışma, gerilim ve kutuplaşma altında girilen 22 Temmuz 2007 seçiminden sonra, huzur, refah ve esenlik arayan milletin ''376 gündür görev başında olan 60. Hükümet'in icraatları ve ülkede yaşanan diğer gelişmeler karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını'' belirtti.

AK Parti'nin ''iç siyasette aldatma, kandırma, istismar, çatışma ve partizanlığı; dış siyasette ise teslimiyetçiliği ve ilkesizliği siyaset anlayışının temel ekseni haline getirdiğini''söyleyen Bahçeli, ''Tek başına iktidar olmayı başarmış olmasına rağmen, Türkiye'nin hükümeti olmayı bir türlü başaramayan AKP, tüm uyarı ve uzlaşma çağrılarına uzak durarak birikmiş siyasi hesaplarına yenik düşmüş, bunları aşabilme basiret ve erdemini gösterememiştir'' dedi.

AK Parti iktidarı döneminde ''siyasi ve ahlaki çürüme, devlet ve toplum hayatını bir kanser gibi sardığını, yozlaşma kültürünün her alanda kök salarak; yolsuzluk, vurgun ve talanın hakim anlayış haline geldiğini'' belirten Bahçeli, "bunun sonucu olarak devlet ve adalet mekanizmasına olan güvenin derinden sarsıldığını, siyaset kurumunun yıprandığını, toplum nezdinde çok ağır bir itibar kaybına uğradığını" söyledi.

Bahçeli, ''Bugün Türkiye, dozu ve etkisi sürekli artan bir çekişme ve tartışma girdabının tam ortasında adeta çırpınmaktadır. Ülkemizin sürüklendiği bu durumdan çıkma ve silkinip ayağa kalkma hamleleri her defasında beliren bir AKP skandalıyla akamete uğramaktadır'' dedi.

AKP'nin yolsuzluk kervanı

Türkiye'nin, ''AKP'nin yozlaşan ve kokuşan siyasetiyle, sürekli güç ve enerji kaybettiğini'' savunan Bahçeli, AK Parti'nin ''iktidar olmanın getirdiği imkanları utanmadan yandaşlarına peşkeş çektiğinin gelişmelerden anlaşıldığını'' belirtti. Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bu kapsamda peşi sıra kamuoyuna yansıyan AK Parti merkezli yolsuzluk ve rüşvet haberleri, millet ve devlet hayatı için endişe verici bir aşamaya gelmiştir. AKP'li bazı belediyelerin oluşturduğu ihale ve imar çetelerinin organize yolsuzlukları, AKP üst düzey yöneticilerinin bulaştığı utanç verici rüşvet olayları, yandaş medyayı beslemek için kamu kaynaklarının ulufe olarak dağıtılması tek tek ortaya çıkmaktadır.Türk milleti bir taraftan manevi değerleri hayasızca istismar ederek inanç hortumculuğu yapan, öte yandan kul ve yetim hakkına el uzatan ve bundan da hiç rahatsızlık duymayan AKP'nin yolsuzluk kervanının son yolculuğunu,,kaynak,cumhuriyet

Balbay 12 Eylül'de adam satmış!

Tarih 12 Eylül 1980!.. Balbay'ın da bulunduğu üç TKP'li, cezaevinde sorguda! İki kişi işkence görürken Balbay serbest!
Mustafa Balbay, 12 Eylül’de TKP’liler aleyhinde muhbirlik yaptığı iddilarını reddetti. Buna tepki gösteren eski dava arkadaşları ‘hodri meydan’ dedi: ‘ TV’de yüzleşelim. Kim ispiyoncu, kim mağdur halk karar versin’
Balbay 12 Eylül'de adam satmış!

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, ‘dava arkadaşı’ Avukat Dr. Bülent Tokuçoğlu’nun 12 Eylül dönemine ait anlattıklarını reddetti. İddiaların kasıtlı olduğunu, gözaltına alındıktan sonra Tokuçoğlu hakkında ihbarda bulunmadığını savundu. Tokuçoğlu ise o dönemde yaşadıklarından emin, daha dün gibi hatırladığını söylüyor. Balbay’a da ‘hodri meydan’ diyor: “Bir televizyon kanalında 26 yıl sonra ikinci defa yüzleşelim. Hatta kanalı da kendisi seçebilir. Yürekli ve dürüst olan kim? Halk karar versin.”

Önceki hafta yayımladığımız ve hem medyada hem de kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir dosyadan söz ediyoruz. Dosyada, Ergenekon soruşturmasında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Mustafa Balbay ile ilgili ilginç iddialar yer alıyordu.

Bizi ihbar etti serbet kaldı!
Bülent Tokuçoğlu, 12 Eylül döneminde, acısını hâlen yüreğinde taşıdığı bir olay yaşadığını, bunun sorumlusunun da Balbay olduğunu anlatmıştı. Özetle şunları aktarmıştı: “Türkiye Komünist Partisi’ne bağlı İlerici Gençler Derneği üyesiydik. Üçer kişilik hücreler hâlinde birlikte çalışıyorduk. Darbeden sonra bizim hücredekiler, yani Balbay, Rauf Cankurtaran ve ben gözaltına alındık. İşkenceler yapıldı; ama biz konuşmadık. Bir gün Balbay’ı bizim yanımıza yüzleşmeye getirdiler. Bizi ‘örgüt yöneticisi’ olarak ihbar etmiş. Sonra o serbest bırakıldı, elini kolunu sallayarak çıktı gitti. Biz ise askerî cezaevinde kaldık, aylarca işkence gördük. Bu yüzden, Ergenekon soruşturmasında gözaltına alındığında tutuklanmasını çok istedim.” Tokuçoğlu, o günlerden sonra olayı Cumhuriyet Gazetesi’nin İlhan Selçuk ve Hikmet Çetinkaya gibi önde gelen isimlerine mektup yazarak bildirdiklerini belirtmiş, ancak Balbay’ın yükselişine engel olamadıklarını da ifade etmişti. Ardından, şu yorumu yapmıştı: “Kimi kime şikâyet etmişiz diye hayıflandım. Bu olaylar şimdi Ergenokon’u daha iyi anlamama sebep oldu.”kaynak,cumhuriyet

Nezle iki saatte tedavi edilecek

AVUSTRALYALI bilim adamları nezle tedavisinde kullanılacak bir hap geliştirdi. Deneyleri devam eden BTA798 adlı ilaç, nezleye sebep olan virüsün içine girerek, virüsün vücut hücrelerine sızmasını engelliyor. İlacın burun akmalarını birkaç saatte iyileştirebileceği belirtiliyor. İlacın beş yıl sene içerisinde piyasada çıkması bekleniyor.

D vitamini de ömrü uzatıyor

İsveç’İn Gıda Maddelerini Denetleme Kurulu, vatandaşlara uzun yaşamaları için D vitaminini tüketmeleri tavsiyesinde bulundu. ABD ve İsveç’te yapılan son araştırmalar, D vitamini eksikliği olanların, bu vitamine yeterli derecede sahip kişilere göre daha az yaşadığını ortaya koydu. Ölen 1806 kişinin verilerini inceleyen uzmanlar, D vitamini yönünden zengin yiyeceklerle beslenenlerin diğerlerine oranla daha uzun yaşama şansının yüzde 26 oranında arttığını belirledi.,kaynak,vatan