20 "haber" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)
"haber" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolarAkbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Halkbank'la ilgilendiklerini belirtti
Akbank
Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, yurtiçinde potansiyel
organik ve inorganik büyüme fırsatlarını incelediklerini açıkladı.
Sabancı, satışa çıkması durumunda Halkbank ile de ilgileneceklerini
ancak kararlarında bankanın aktif yapısının detaylarının önemli
olacağını söyledi. Sabancı Dinçer, yurtdışına yönelik ise şu anda satın
alma planlarının olmadığını, içeride olduğu gibi dışarıda da organik
büyümeye öncelik verdiklerini söyledi.
Suzan Sabancı Dinçer,
“Halkbank’la ilgili olarak bugünden bir şey söylemek çok zor.
Halkbank’ın aktif yapısının içeriğini bilmiyoruz. Eğer Özelleştirme
İdaresi, Halkbank’ı bir bütün olarak satma kararı verirse, tabii ki o
zaman ilgilenen oyunculardan biri olarak aktiflerin detayına bakacağız”
dedi.
Dubai ve Şanghay’a temsilcilik
Sabancı
Dinçer, yurtiçinde her türlü potansiyel bir satın almada hedefin
çekiciliğinin, bu hedefin aktif yapısı, yaratabileceği sinerji,
Akbank’ın stratejik konumunu tamamlaması ve satış şartlarına bağlı
olacağının altını çizdi.
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan
Sabancı Dinçer, yurtdışındaki organik büyümelerine değinerek, “2009’un
ilk yarısı içinde Moskova, Şanghay ve Dubai ’de temsilcilik ofisleri
açmayı planlıyoruz. Bu ofisler, Türkiye ile bu bölgeler arasında
sürekli bir artış kaydeden iş ilişkilerinde ve ticaret hacminde,
Akbank’ın önemli bir rol oynamasına olanak sağlamak ve büyüme
potansiyelinin değerlendirilmesi bakımından da etkili olacaklar” diye
konuştu.
Türkiye’de büyük potansiyel var
Suzan
Sabancı Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kısa ve orta vadede bu
ofisleri geliştireceğiz ve uluslararası bankalarla oluşturacağımız
stratejik işbirlikleri ile artan bir iş hacmi yaratmaya ve ticaret
finansmanı işlemlerinde lider rolü oynamaya devam edeceğiz. Bu
piyasalarda şu anda satın almalar yoluyla kalıcı rekabet avantajı veya
önemli değer yatırım fırsatları olduğunu düşünmüyoruz.”
Sabancı
Dinçer, Türk bankalarının çok rekabetçi ve kârlılık olarak yüksek bir
ortamda faaliyet gösterdiklerini bunun da bankaları Türkiye piyasasına
yeni ürünler sunma konularına daha fazla ağırlık vermeye
yönlendirdiğini söyledi. Suzan Sabancı Dinçer, “Türkiye pazarındaki
fırsatların henüz tam olarak kullanıldığını düşünmüyorum. Bu pazarda
çok büyük bir fırsat olduğu için, bence Türk bankalarının bölgedeki
diğer büyüme istekleri bir süre için ikinci planda kalacak” açıklaması
yaptı.
Avrupa’daki türbülansa rağmen sendikasyonlarda zorluk yaşamadık
Suzan
Sabancı Dinçer, global piyasalardaki türbülansa rağmen,
sendikasyonlarda kredi vadelerinin uzatılması konusunda şu ana kadar
hiçbir zorluk yaşamadıklarını söyledi. Sabancı Dinçer, şunları
belirtti: “Gözlenen tek etki borçlanma maliyetlerinde hafif bir artış
olmasıydı. Ancak yine de bu, diğer gelişmekte
olan pazarlarda bulunan bankaların ödemekte olduğu marjın hâlâ çok altında bulunuyor.”
Akbank’ın
sektörde en güçlü likiditeye sahip banka olduğunun altını çizen Sabancı
Dinçer, “Dolayısıyla uluslararası piyasaların tamamen kapanması halinde
bile herhangi bir likidite sıkıntısı yaşaması beklenmiyor” dedi.
Genç ve dinamik nüfus var mortgage kredileri % 45 büyüyecek
Akbank
Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, mortgage kredilerinin
Türkiye’de halen GSYH’nin yüzde 4’ü seviyelerinde seyretmesine karşın
Avrupa ortalamasının yüzde 50 seviyelerinde olduğunu kaydetti. Sabancı
Dinçer, şöyle devam etti: “Türkiye nüfusunun genç ve dinamik oluşu ile
artan şehirleşme oranları mortgage kredilerindeki genişlemeyi
destekleyen en büyük faktörler olacak. Artan gelir seviyelerinin yanı
sıra gerileyen faiz oranları da orta vadede mortgage piyasasının
büyümesine katkıda bulunacak. 2009 yılında, mortgage kredilerinin yüzde
45 civarında büyüme kaydederek yıl sonunda yaklaşık 60 milyar YTL veya
GSYH’nin yüzde 5’i seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz.”
Kârlılıkta kuvvetli büyüme devam edecek
*
Suzan Sabancı Dinçer’in verdiği bilgiye göre, Akbank kurumsal ve ticari
kredilerde yılbaşından bu yana sırasıyla yüzde 54 ve yüzde 41 artış
sağladı. Mortgage kredilerindeki yüzde 18.6’lik büyüme sektör
ortalamasının üzerinde bulunuyor. Sabancı Dinçer ayrıca, “2008 yılı
için toplam kredilerde yüzde 31, tüketici kredilerinde yüzde 28,
kurumsal ve ticari kredilerde yüzde 33’lük bir büyüme kaydedileceğini
tahmin ediyoruz. Akbank, 2008’de ve uzun dönemde sektör ortalamasının
üzerinde büyümeyi planlıyor. Böylece, 2008 yılında piyasada tanık
olduğumuz belirsizliğe rağmen kârlılıkta kuvvetli bir büyüme sağlamaya
devam etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.
Bölgemizde lider olmak istiyoruz
*
Türkiye’ye kredi ve aktif girişlerinin AB’deki emsallerine kıyasla hâlâ
oldukça düşük seviyelerde olması nedeniyle bankacılık hacminin önemli
ölçüde büyümesini beklediklerini söyleyen Suzan Sabancı Dinçer, “Bütün
olarak baktığımızda, ulusal piyasadaki lider pozisyonumuzu pekiştirmek
ve bölgemizde diğer Avrupa bankaları ile birlikte lider bir oyuncu
olmak için gerekli adımları atmayı arzuluyoruz” dedi. Sabancı Dinçer,
sektörde yabancı bankaların ağırlığı ile ilgili olarak da önde gelen
yerli bankaların, hakimiyetlerini koruyacağını tahmin ettiklerini
sözlerine ekledi.
Kârlılık oranı yüksek olmasına karşın, alkol satış noktaları genel ortalamanın altı katı hızla kapanıyor
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, mahalle baskısının aslında içki içmeyenlere
uygulandığını savunadursun, yapılan araştırmalar mahalle baskısının
içki satan yerleri kapattığını ortaya çıkardı. Uluslararası perakende
ölçüm şirketi Nielsen tarafından yapılan bir araştırma özellikle son üç
yılda alkollü içki satış noktalarında ciddi bir azalma meydana
geldiğini ortaya koydu.
Nielsen’in araştırmasına göre
Türkiye’de 2005-2008 arasında alkollü içki satan nokta sayısında yüzde
13 oranında azalma yaşandı. Toplam nokta sayısındaki azalma ise yüzde
2.3 oldu. Araştırmada yaşanan düşüş, “Alkollü içki satan noktalar
normal şartlarda kârlılık anlamında daha güçlü olduğundan en fazla
toplam pazar kadar küçülmeliyken son üç yılda çok daha fazla
azalmıştır” şeklinde yorumlandı.
Söz konusu düşüşte,
Erdoğan’ın savının aksine içenlerin yanı sıra satanların da mahalle
baskısı altında kalmasının yanı sıra, özellikle kırsal bölgelerde,
satış yapanlara çıkarılan zorluklar, ruhsatlarının yenilenmesi için
prosedürün gerekli gereksiz uygulanması gibi ‘bir çeşit tarife dışı
engellerle’ yaptıkları işten vazgeçmelerine zorlanmalarının etkili
olduğu belirtildi. Yine Nielsen’in verilerine göre tüm dünyada
2005-2008 arasında alkollü içki kategorisinde yüzde 6’lık büyüme
yaşandı. En geniş pazarlar ise yıllık 1 milyar dolardan fazla satış
kaydeden ABD, İngiltere ve Almanya. (Cumhuriyet),kaynak,vatan
Din kültürü kitabına öğrencileri örtünmeye teşvik eden ifadeler girdi
Eğitim-Sen
Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, yeni eğitim-öğretim yılında dağıtılan din
kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının tek bir anlayışı dayattığını
belirterek “12. sınıf ders kitabının 89. sayfasında ‘Müslüman
toplumlarda örtünme, dini bir gereklilik olarak kabul edilmiştir’
ifadesine yer verilerek ve devamında çeşitli ayetlere gönderme
yapılarak örtünme telkininde bulunulmaktadır” dedi.
Eğitim-Sen
Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl okutulan
din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında yalnızca İslam dinine
ilişkin bilgiler verildiğini ve İslamın da tekil olarak tek bir
anlayışının farklı inançlara ve mezheplere mensup ailelerin çocuklarına
yine zorunlu olarak dayatıldığını kaydetti.
‘Değişen bir şey yok’
Kılıç,
“Geçtiğimiz yıl, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay 8. Dairesi
tarafından ders kitaplarındaki ayrımcılıkla ilgili olarak alınan
kararlar ortadayken, yeni eğitim-öğretim yılında da ders kitaplarındaki
Sünni inancı esas alan içerik korunmuş ve ders müfredatında hiçbir
değişiklik yapılmamıştır” dedi. 12. sınıf ders kitabında “Dünya Hayatı
ve Ahiret”, “Dinlerde İbadetler” başlıklı ünitelerde yalnızca Sünni
İslam inancının esas alındığını kaydeden Kılıç, “ ‘Dinlerde İbadet
Yerleri’ başlığı altındaysa cami ve mescitlerden söz edilmiş ancak
cemevlerinden söz edilmemiştir” görüşünü dile getirdi.
‘İnsanlar aşağılanıyor’
Kılıç,
12. sınıf ders kitabının 89. sayfasında “Müslüman toplumlarda örtünme,
dini bir gereklilik olarak kabul edilmiştir” ifadesine yer verilerek ve
devamında çeşitli ayetlere gönderme yapılarak örtünme telkininde
bulunulduğunu kaydetti. Kılıç, 9. sınıf ders kitabında hiçbir inanca
mensup olmayan insanların aşağılandığını belirterek şunları kaydetti:
“Din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında tek bir inanç biçimi,
farklı noktalara göndermelerde bulunularak öğrencilerin tümüne
benimsetilmeye çalışılmakta ve inançların özgürce yaşanması ve tercih
edilmesi noktasında tamamen hiyerarşik bir modeli benimsemektedir. Bu
noktada Eğitim-Sen olarak sorunun çözümü için öncelikle zorunlu din
derslerinin kaldırılmasını talep ediyoruz.” (Cumhuriyet),kaynak,vatan
Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Boğazı’na yaptırılacak 3. köprü için
yer konusunda alternatifleri belirlediğini söyledi. Yeni köprünün,
İstanbul’un yeşil alanlarına zarar vermeyecek, kamulaştırma bedeli ağır
olmayacak ve kent trafiğini rahatlatacak bir noktada yapılması
gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Arsa spekülatörleri nedeniyle mi yerini
açıklamıyorsunuz?” sorusu üzerine, “Gayet tabii. Bu konularda maalesef
spekülasyonlar oluyor. Onlara kimse itibar etmesin. Paralarını boşuna
yatırmış olabilirler. Ters köşe yapabiliriz” dedi.
3. köprü için ‘Tarabya-
Beykoz’ diye yazıldı
Uzun
bir süredir projesi sır gibi saklanan 3. köprü güzergahı geçen hafta
içinde bazı gazetelerde hiçbir kaynak belirtilmeden Tarabya-Beykoz
olarak açıklanmıştı.,kaynak,vatan
Finansbank,
yeni ihtiyaç kredisi kampanyası ile müşterilerine, evlilik
masraflarından kredi kartı borçlarına, eğitim masraflarından bayram
harcamalarına kadar tüm ihtiyaçları için özel kredi seçenekleri sunuyor.
Kampanya
kapsamında tüketicilere, evlilik masraflarından kredi kartı borçlarına,
eğitim masraflarından tatil harcamalarına kadar tüm ihtiyaçları için
özel krediler sunuluyor.
Yeni kampanya kapsamında her ihtiyaca
yönelik kredi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Finansbank Bireysel
Pazarlama Grup Yöneticisi Erkin Aydın, 37 YTL’den başlayan taksitlerle
tüketicilere ödeme kolaylığı sunduklarını söyledi. Aydın sözlerine
şöyle devam etti:
“Evlenmek, tatile çıkmak, evine yeni eşya
almak isteyen tüketicilerin planlarını ertelememeleri, çocuk sahibi
olacakların masrafları düşünmemeleri, gençlerin eğitimlerini
tamamlayabilmeleri, ödeme güçlüğü çekenlerin kredi kartı ve diğer tüm
borçlarını kapatabilmeleri için uygun seçenekler üzerinde çalıştık.
Örneğin
çocuğunun eğitim masrafları için 2,000 YTL’lik bir kredi kullanan
müşterimizin aylık ödemesi gereken tutar yalnızca 61 YTL olacak. Ev
eşyalarını yenilemek isteyen bir müşterimiz ise 3,000 YTL’lik bir
krediyi 92 YTL taksitlerle ödeyebilecek.”,kaynak,vatan
|
Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu'ndan sürpriz açıkılamalar
Hakkari
Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı döneminde gerçekleştirdiği sınır ötesi
operasyonları anlattığı kitabı ile üne kavuşan emekli Tümgeneral Osman
Pamukoğlu, askere yönelik eleştirel yayınlarıyla dikkat çeken ve TSK'ya
akredite olamayan Vakit Gazetesi'ne sürpriz bir röportaj verdi.
Vakit
GAzetesi'nin "Pamukoğlu 'Ergenekon terör örgütü sanığı paşalara
cezaevinde destek ziyareti yaptıran, muhtıralarla, siyasi beyanlarla
gündeme gelen zihniyete' çok sert çıktı." cümlesiyle anons ettiği
röportajda ilginç ifadeler kullanıldı.
Geçtiğimiz günlerde
siyasete atılan ve Hak ve Eşitlik Partisi'ni kuran Pamukoğlu Vakit
Gazetesi'nden Serdar Arseven'i yeni Genel Merkez Binası'nda kabul etti.
İşte Pamukoğlu'nun o ilginç açıklamaları..
* Parti kurma fikri nereden çıktı?
-
Parti kurmamı ben değil, halk istedi. Halk, yeni düşünce, yeni hayat,
yeni ufuklar, yeni konseptler bekliyor. Biraz okuyan, biraz düşünen
dinamik bir insan, ülkede kendini umutsuz ve boşlukta hissediyor. Bu
da, mevcutların dışında, yeni bir oluşum, yeni bir hareket, yeni bir
düşünce bekliyor. Bu istek 4-5 yıldır vardı ama son 1,5 yıl içerisinde
daha da arttı. Halkımız dert küpü olmuş. Beslenme, barınma, güvenlik ve
huzur problemlerinin yanında, insanlarımızın onuru ve gururu kırıldı.
Bu kırılma, Kuzey Irak'taki çuval geçirme olayından başladı. Arkasından
Dağlıca olayı, insanların moralini ve milli gururunu altüst etti.
İnsanlarımız başı dik yaşamayı arzu ediyor. Amerika'dan, Avrupa
Birliği'nden talimat ve emir almak, insanları yaralamanın ötesinde
sıkıntıya soktu. Ruhun harap olmasını artık kaldıramıyorlar.
STATÜKONUN DEĞİŞMESİNDEN HOŞLANMAZLAR
* Anayasa Mahkemesi, Asker, CHP düzenden memnun, siz ne düşünüyorsunuz?
-
Bürokratlar ve askerler, statükonun değişmesinden hoşlanmaz. Dünyanın
her yerinde böyledir. Meclis ve hükümet bu statükonun değişmesinden
hoşlanmayanlara sözünü geçirecek. Madem korkuyorsun, neden devlet
yönetmeye talip oldun?
Meclisi ve hükümeti tamsa, devlet
adamlığı yapmak isteniyorsa statüko dinlenilmez. Memurlar devletin
hizmetlileridir, maaş karşılığı hizmet ederler. Memurların,
bürokratların, mevcut iktidarla bir sorunları varsa, ilkelerini
benimsemiyorsa yapacakları bir tek şey vardır, o da istifa etmektir.
İstifa etmiyor, ayrılmıyorsa, hala sana karşı hal ve tavır gösteriyorsa
senin de hükümet olarak yapacağın şey, onu emekli etmektir. Darbeler,
silahlı hareketler... Herkes bu kavramlardan kafasını soyutlasın.
Asker, gelişmeler hakkında düşünce dile getirdiği zaman bir kesim
“Asker bunlara karışamaz” derken, diğer kesim ise “Genelkurmay bu
ülkenin önemli bir kurumu, o da fikrini açıklamalı” diyor. Ve Asker,
muhtıra veriyor, ilahi okumanın laikliğe aykırı olduğunu söylüyor...
-
Bunlar aşiret kafasıdır. Bürokratların nerelerde siyasi görüş
açıklayacağı anayasa ve kanunlarda bellidir. Anayasaya uyun. Bu
bildirilerin yayınlanmasının hiçbir getirisi yoktur. 27 Nisan bildirisi
yayınlandı ve AK Parti'ye % 8-9 oy getirdi. Bakın, Başbakan ve hükümet
eden partinin diğer önde gelenleri, bugüne kadar hiç duymadığımız bir
şekilde 27 Nisan muhtırasını verenleri yerden yere vurdu. Ben de bu
yaşıma kadar TSK'yı bu kadar yerden yere vuran beyanı ilk defa 27 Nisan
muhtırasından sonra gördüm. Bu tabii ki Erdoğan'ın partisine
kazandırırken, muhtırayı verenlere kaybettirdi. Başbakan tepkisini
koydu, yerden yere vurdu. Peki sen muhtıra veren sonucunda ne
yapabildin, hiçbir şey.
* O zaman bu muhtıra TSK'nın imajına katkı sağlamıştır denemez?
-
Hayır, tersi oldu. TSK imaj kaybetti. Bütün muhtıralar imaj
kaybettirir. Başbakan'ın nasıl bir konuşma yaptığını gördünüz. Hiçbir
kurum, devlet dahil, adı ne olursa olsun, dışardan yıpratılmaz, kendi
kendini yıpratır.
* İktidara gelince bir senede PKK'yı bitireceğinizi iddia ettiniz. Sosyal politikalar ne olacak?..
-
Partimizin bayrağındaki kartal simgesi halkı temsil ediyor. ‘Bir yılda
bitiririm' dediğim şey, dağlardaki eşkıyanın temizlenmesidir. Elbette
sosyal politikalar da bunu destekleyecek.
* Bunu yapmak için halkı yanınıza almanız gerekir...
-
Halkı dağdaki çetelerden soyutlayacaksınız. Ama çeteler dağlarda
yaşadığı sürece, halk kendini güvende hissedemiyor. Toprak piresi gibi
olacağız, pire nasıl toprakta belli olmuyorsa bizi de göremeyeceksiniz,
sonuçlarını göreceksiniz. Sadece yurt içinden değil, yurt dışından da
alacağız teröristleri.
* Diyelim ki Başbakan oldunuz. Bir gün
gazetede Genelkurmay Başkanı'nın beyanatı var hükümetin bazı
uygulamalarını iyi bulup bazılarını uygun bulmadığını söylüyor.
Tutumunuz ne olurdu?
- Genelkurmay başkanını çağırırım,
görüşürüz. Neden bunu yaptığını sorarız. Böyle yaptıysa sonuçlarını
göze almış demektir. Çünkü hükümetin kim olduğunu ve başında kimin
olduğunu biliyordur herhalde. Çağıracağız ve kendisiyle böyle devam
edemeyeceğimizi söyleyeceğiz. Kararı kendisi verecek. Kararı o vermezse
biz veririz.
* Bu görüşme için teşekkür ediyorum.
- Vakit okuyucularına ve kadrosuna selamlar.
ASKER-HÜKÜMET İLİŞKİSİ OLMAZ!
- Asker hükümet ilişkileri... Şemdinli'ye bakın. Olayların üzerine giden savcı Ferhat Sarıkaya nasıl da harcandı...
-
Asker-hükümet ilişkisi diye bir şey yoktur. Asker hükümete bağlıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harbe hazırlığından onun denetlenmesine
kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti sorumludur. Bu sorumluluğu da
TBMM denetleyecek. Şu anda Türkiye sanki birkaç tane hükümet tarafından
yönetiliyormuş algısı var dışarıda.
- Genelkurmay'ın bilgisi
dahilinde, Kandıra'daki “terör örgütü sanıklarına” bir ziyaret
gerçekleştirildi. Ergenekon davası devam ediyor ve oradaki Korgeneral
“Genelkurmay'ın bilgisi dahilinde” “terör örgütü sanıklarını ziyarete
gidiyor...”
- Ergenekon meselesi aylardır ortada. Resmi, gayrı
resmi, askeri sivili herkes konuştu. İddianame de bitti, Türk
mahkemelerine de intikal etti. O halde bitmiştir.
- Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ cemaatlerden ve cemaatlerle mücadele için yapılması gerekenlerden bahsetti...
-
Vatandaş, ordunun sahibidir. Vatandaş diyor ki “Bu devlet benim. Bir
silahlı gücüm var ve bu silahlı gücümü, eğitim almış insanlara teslim
ediyorum. Halkın vergileriyle oluşan tankı, topu, tüfeği... Sen bunu,
benim yararıma kullanacaksın.” Elinde halkın verdiği silah olan bir
asker, hükümete karşı bir şeyler yaptığı zaman, halk “Bu, benim
kendisine teslim ettiğim silah elinde diye hükümete, meclise, sisteme
karşı böyle yapıyor” diyor. Elinde silah olanla olmayanı halkın
karşısına çıkarırsan, halk, elinde silah olmayanı tercih eder!..
Muhtıra verirseniz, halk da iktidarın oyunu artırır. Milletle ve onun
değerleri ile mücadele edilemez!..,kaynak,vatan |
Türk
Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Abdullah Öcalan’ın
yakalanmasının ders kitaplarında yer almasının Türk milletinin onurunu
zedeleyen bir durum olduğunu söyleyerek, “Dünyaya bile PKK terörünü
yeni yeni kabul ettiriyoruz. İşte böyle bir ortamda terörist başının
olumlu ya da olumsuz ders kitabında yer alması PKK konusunda geri adım
attığımızın göstergesi olacaktır. Buna asla göz yumulamaz" dedi.
Türk
Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada,
ilköğretim müfredatlarının yenilenmesi projesi kapsamında değiştirilen
8. sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında “bebek katili",
“terörist başı" Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının anlatılmasının eğitim
camiasını şoke ettiğini kaydetti. Koncuk, “Türkiye’de büyük
katliamların sorumlusu olan, gözünü kırpmadan kundaktaki bebekleri
öldüren, terör belasını başımıza saran bir teröristin adının nasıl
olursa olsun, ne şekilde anlatılırsa anlatılsın ders kitabında geçmesi
Türk milletinin onurunu zedelemiştir. 8. sınıf İnkılap Tarihi ve
Atatürkçülük kitabında, terörist başının adı ‘1990’lı yılların en
önemli olaylardan biri de Suriye’de saklanan bölücü örgüt başının
1999’da Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesidir’ şeklinde yer
almıştır. Bu ifade bile terör örgütünün propagandasının yapılmasına
vesile olacaktır" dedi.
“MEB NASIL BÖYLE BİR HATAYA DÜŞTÜ?"
Türkiye’nin
terörden dolayı büyük acılar yaşadığını anlatan Koncuk, bugün hala
şehitlerin ve masum vatandaşların ardından gözyaşı döküldüğünü ifade
ederek, “Dünyaya bile PKK terörünü yeni yeni kabul ettiriyoruz. İşte
böyle bir ortamda terörist başının olumlu ya da olumsuz ders kitabında
yer alması PKK konusunda geri adım attığımızın göstergesi olacaktır.
Buna asla göz yumulamaz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir hataya
nasıl düştüğünü anlayabilmek mümkün değildirö açıklamasında bulundu.
Koncuk, MEB tarafından hazırlanan ders kitabında, bir teröristin
yakalanışının ilköğretim çağındaki çocuklara anlatmasını “büyük bir
skandal" olarak değerlendirdi.
“TARİH BU HATAYI AFFETMEYECEKTİR"
Koncuk,
Öcalan’ın ders kitaplarına girmesine nasıl karar verildiğini sorarken,
“Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü" diyen Orhan
Pamuk’un da ders kitaplarında yer aldığına işaret ederek, “Bu hükümetin
Ermeni politikasında havlu attığını göstermektedir. Peki şimdi hükümet
terörist başının yakalanışını ders kitabına alarak, PKK konusunda da mı
havlu atmaktadır?" sorularını sordu.
Koncuk, tarih
kitaplarında Öcalan’ın isminin yer almasının Atatürk’e, şehitlere ve
Türk milletine büyük bir saygısızlık olduğunu belirterek, “Milli Eğitim
Bakanlığı derhal yaptığı hatadan dönmeli ve terörist başıyla ilgili
ifadeyi ders kitabından çıkarmalıdır. Aksi taktirde tarih böyle bir
hatayı affetmeyecektir" dedi.,kaynak,vatan
Tarih 12 Eylül 1980!.. Balbay'ın da bulunduğu üç TKP'li, cezaevinde sorguda! İki kişi işkence görürken Balbay serbest!
Mustafa
Balbay, 12 Eylül’de TKP’liler aleyhinde muhbirlik yaptığı iddilarını
reddetti. Buna tepki gösteren eski dava arkadaşları ‘hodri meydan’
dedi: ‘ TV’de yüzleşelim. Kim ispiyoncu, kim mağdur halk karar versin’
Cumhuriyet
Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, ‘dava arkadaşı’ Avukat Dr.
Bülent Tokuçoğlu’nun 12 Eylül dönemine ait anlattıklarını reddetti.
İddiaların kasıtlı olduğunu, gözaltına alındıktan sonra Tokuçoğlu
hakkında ihbarda bulunmadığını savundu. Tokuçoğlu ise o dönemde
yaşadıklarından emin, daha dün gibi hatırladığını söylüyor. Balbay’a da
‘hodri meydan’ diyor: “Bir televizyon kanalında 26 yıl sonra ikinci
defa yüzleşelim. Hatta kanalı da kendisi seçebilir. Yürekli ve dürüst
olan kim? Halk karar versin.”
Önceki hafta yayımladığımız ve
hem medyada hem de kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir dosyadan söz
ediyoruz. Dosyada, Ergenekon soruşturmasında gözaltına alındıktan sonra
serbest bırakılan Mustafa Balbay ile ilgili ilginç iddialar yer
alıyordu.
Bizi ihbar etti serbet kaldı!
Bülent
Tokuçoğlu, 12 Eylül döneminde, acısını hâlen yüreğinde taşıdığı bir
olay yaşadığını, bunun sorumlusunun da Balbay olduğunu anlatmıştı.
Özetle şunları aktarmıştı: “Türkiye Komünist Partisi’ne bağlı İlerici
Gençler Derneği üyesiydik. Üçer kişilik hücreler hâlinde birlikte
çalışıyorduk. Darbeden sonra bizim hücredekiler, yani Balbay, Rauf
Cankurtaran ve ben gözaltına alındık. İşkenceler yapıldı; ama biz
konuşmadık. Bir gün Balbay’ı bizim yanımıza yüzleşmeye getirdiler. Bizi
‘örgüt yöneticisi’ olarak ihbar etmiş. Sonra o serbest bırakıldı, elini
kolunu sallayarak çıktı gitti. Biz ise askerî cezaevinde kaldık,
aylarca işkence gördük. Bu yüzden, Ergenekon soruşturmasında gözaltına
alındığında tutuklanmasını çok istedim.” Tokuçoğlu, o günlerden sonra
olayı Cumhuriyet Gazetesi’nin İlhan Selçuk ve Hikmet Çetinkaya gibi
önde gelen isimlerine mektup yazarak bildirdiklerini belirtmiş, ancak
Balbay’ın yükselişine engel olamadıklarını da ifade etmişti. Ardından,
şu yorumu yapmıştı: “Kimi kime şikâyet etmişiz diye hayıflandım. Bu
olaylar şimdi Ergenokon’u daha iyi anlamama sebep oldu.”kaynak,cumhuriyet
De?er ÖZERGÜN
Genç işadamı Volkan Büyükhanlı ile BJK Başkanı Yıldırım Demirören,
Serhat Soysal ve Zeynep Mutlu'nun düğününde kavga etti. İddialara göre
Yıldırım Demirören; eşi Revna Hanım ve çocukları düğünden ayrılınca,
Volkan Büyükhanlı'nın yanına giderek, "Abin Hakan bana küfür ediyormuş.
Bu küfürleri iade ediyorum" dedi. Büyükhanlı bu sözlere "Sana herkes
küfür ediyor" karşılığını verince de iki ünlü arasında itiş kakış yaşandı. Araya girenler kavga eden ikiliyi zar zor sakinleştirdi.
Demirören'i eleştirdi
Kavgaya
zemin hazırlayan gelişmeler ise şöyle yaşandı: Birkaç hafta önce
Yıldırım Demirören'in kız kardeşi Meltem Hanım'ın eşi Kıvanç Oktay,
Kıbrıs'ta Hakan Büyükhanlı ile karşılaştı. Hakan Bey; küfürlü bir ifade
ile Kıvanç Oktay'a, Demirören'in takımı çok kötü hale getirdiğini
söyledi. Oktay da bu sözleri BJK Başkanı Demirören'e iletti.
İki Rus turist kızın deniz paraşütü eğlencesi faciayla bitti. Kızlardan biri ölürken diğeri ağır yaralandı
ANTALYA’nın
Serik İlçesi’ne bağlı Kadriye Beldesi’nde tatil yapan Rus turistler 22
yaşındaki Natalya Tarasova ile 20 yaşındaki Elena Chebykina, Kadriye
Beach Park’ta deniz paraşütüne binmek üzere su sporları işletmecisi
Cengiz Sel ile anlaştı. 2 Rus arkadaş deniz paraşütü ile havalandıktan
kısa süre aniden fırtına çıktı. Bu sırada paraşütün halatının kopması
sonucu 2 arkadaş denize düştü. Paraşütten kurtulamayan 2 Rus,
fırtınanın etkisiyle uzun süre denizin üzerinde sürüklendi. Natalya
Tarasova ölürken ağır yaralı olan Elena Chebykina Antalya Anadolu
Hastanesi’ne kaldırıldı. Gözaltına alınan su sporları işletmesi sahibi
Cengiz Sel, tutuklandı. Sel, ifadesinde paraşütün koptuğunu görünce
deniz motoru ile paraşütü yakalamaya çalıştıklarını ancak fırtına
nedeniyle başarılı olamadıklarını söyledi.